banner78

Yıllardır filan adamın cinleri var. tarlasını ektirir, bahçesini sürdürür, onlara emreder.

Cini şapkasını alabilirsen o cin senin  emrine girer. Bizim orada bir adam var üç tane cini var gibi birçok söz dolanmaktadır. Bunlar ne kadar doğrudur?

 İslam buna ne der? Bir ayet çerçevesinde bu konuyu mütalaa edeceğiz.

SÜLEYMAN (kendisine selam olsun) KÂFİR OLMADI…

Bakara suresi 102.ayet

"Süleyman’ın hükümranlığı hakkında şeytanların (ve şeytan tıynetli insanların) uydurdukları yalanların ardına düştüler. Oysa Süleyman (büyü yaparak) küfre girmedi. Fakat şeytanlar, insanlara sihri ve (özellikle de) Babil’deki Hârût ve Mârût adlı iki meleğe ilham edilen (sihr)i öğretmek suretiyle küfre girdiler. Hâlbuki o iki melek, “Biz ancak imtihan için gönderilmiş birer meleğiz. (Sihri caiz görüp de) sakın küfre girme” demedikçe, kimseye (sihir) öğretmiyorlardı. Böylece (insanlar) onlardan kişi ile karısını birbirinden ayıracakları sihri öğreniyorlardı. Hâlbuki onlar, Allah’ın izni olmadıkça o sihirle hiç kimseye zarar veremezlerdi. (Onlar böyle yaparak) kendilerine zarar veren, fayda getirmeyen şeyleri öğreniyorlardı. Andolsun, onu satın alanın ahirette bir nasibi olmadığını biliyorlardı. Kendilerini karşılığında sattıkları şey ne kötüdür! Keşke bilselerdi!’’

Ayet Kısaca; Süleyman peygamberin sihir yapmadığı için küfürden korunduğu. İki meleğin yeryüzüne inip insanlara sihri öğrettikleri ve öğretirken sakın sihir yapmayın diye uyarıları. Ama insanların öğrendikleri sihirle büyüler yapıp karı ve kocanın arasını açtıkları anlatılır.

Süleyman kimdir?

Sihir nedir?

İki melek Neden sihri insanlara öğretmek için indiler ve madem öğrettiler neden sakın yapmayın dediler?

Madem Allah izin vermedikçe sihir insanı etkilemez o zaman Allah kötülüğün tesirine neden müsaade eder? Bu soruların cevabını arayacağız.

DAVUTUN OGLU SÜLEYMAN

Süleyman aleyhisselam; Davut aleyhisselamın oğlu peygamber olan ve dünyaya hükmeden bir sultandır, cinlerden orduları olan, onlara hükmeden, emrinde kullanan, onlara taş taşıtan, binalar yaptıran, hazineler getirten, sözünü dinlemediklerinde onlara ceza veren, hayvanların dilinden anlayan, rüzgâra yön verebilen, fırtınaların bile kendisine itaat ettiği bir peygamberdir. Bu güç peygamberliğinin bir mucizesi olarak kendisine bahşedilmiş bir ikramdır. Bazı şarkiyatçı yazarlar onun bir peygamber olmadığı ve bu mucizeleri sihirle yapabildiğini, hatta bir yüzüğü olduğunu o yüzüğün cinlere hükmettiğini, bu yüzük sayesinde cinlere sözü geçtiğini Süleyman’ın abdest almak için elbisesini çıkardığını, yüzüğünü cariyesi Amina ya verdiğini, cinlerinde Süleyman kılığına girip yüzüğü çaldığından bahsederler. (hatta yüzüklerin efendisi adlı eser de bu yüzüğü bulan cinlerin şeytan ve ifritin eline geçmeden yok etme mücadelesini anlatır.) Lakin Süleyman aleyhisselam bir peygamberdir. Gücünü herhangi bir maddeden almaz, Allahtan başkasına sığınmaz. gösterdiği mucizeler peygamberlik mucizeleridir. Ortada sığınılacak yüzük ve tılsımlı güçler yoktur. Kendisi de zaten bir güce sığınmadığı için kâfir olmamıştır. Bu Kur ’ani bir bilgidir. Diğer hikâyeler meseleyi Allahtan öğrenmeyenlerin zanlarıdır.

SİHİR; bazı insanların sayılar, işaretler, yıldızlar ve kelimelere sığınarak Allah’ın haricinde sığınılacak bir güç oluşturma çabalarıdır. Hâlbuki sayıların, madenlerin, yıldızların bir gücü yoktur. Ama Allah onların kötülük adına çabalarını boşa çıkarmaz ve sihir tesir eder.

SİHİRBAZ: Araplar da sihirbaz kelimesi yüceltme ifadesidir. Büyük adam demektir. Tabiatı anlamış kendine ait güçleri var ve bunlarla tabiata ve olaylara etki edebilen bir kişidir sihirbaz. Bilim adamı gibi bir şeydir. Firavun sihirbazlarını çağırınca üç beş cinle konuşan birilerini çağırmadı, bilakis tabiata hükmettiğine inandığı, gizli güçleri olduğunu zannettiği sihirbazlara ( bilim adamlarına) seslendi.

Bunun içindir ki her peygambere sen sihirbazsın denilmiştir. Yani senin üstün güçlerin var ve büyük bir adamsın bu yaptıklarında işte bu güçlerden oluşmaktadır. Araplar da bu yüceltme ifadesidir. Büyük adam demektir. Tabiatı anlamış kendine ait güçleri var ve bunlarla tabiata ve olaylara etki edebilen bir kişi bilim adamı gibi bir şeydir.

Bunun içindir ki her peygambere sen sihirbazsın denilmiştir. Yani güçlerin var üstün adamsın ve bu işleri böyle yapabiliyorsun. Ben büyük biriyim diyorsan kabul ediyoruz zira sen bir sihirbazsın. Ama bu vahiy Allah’la konuşuyorum ben peygamberim diyorsan kabul etmeyiz diyorlar.

Süleyman aleyhisselam

1- hayvanların dilini anlıyor.

2-rüzgâra yön veriyor

3- cinlere emredebiliyor.

Bu nedir denilirse halk sihirdir diyor. O kendisine peygamberim bu Allah’tandır diyor ama halk hayır sihirdir diyor.

Peki, halkı bu işlerin birer sihir olmadığına nasıl inandırıla bilinir?

Allah bu insanların aslında sihrin ne olduğunu bilmedikleri için peygamberleri anlayamadıkları ve teslim olmadıklarını bildiğinden dolayı iki melek gönderir. O melekler insanlara sihrin ne olduğunu öğretirler ve sakın sihir yapmayın yoksa kâfir olursunuz derler. İnsanlar sihri öğrenince bir kısmı hazreti Süleyman’ın yaptıklarının bir sihir olmadığını onun aslen bir peygamber olduğunu anlamış oldular. Bir kısım da öğrendikleri sihirle karı kocanın arasını açmaya çalışarak bir menfaat elde etme yoluna girip kâfir olurlar.

Yani bir insan bıçak yapmayı birine öğretebilir ama karşıdaki şahıs bununla yemek de pişirebilir, birini de öldürebilir. O kişinin kendisi ile alakalı bir şey dir.

Bu ayetten öğrendiğimiz başı şeyler vardır.

Sihir denilen bir şey vardır ve bunula karı ile kocanın arası bile açılabilmektedir. Peygamberler sihir yapmazlar. Onların getirdikleri harikulade olaylar birer mucizedir. Sihri öğrenenler Süleyman aleyhisselamın yaptıklarını yapamadıklarını görünce, sihir ile bir peygamberin getirdiği mucizenin asla yapılamayacağını anladılar. Ve ayırt edebildiler. O halde;

Kişiler ne kadar sihri bilirse bilsin

1- asla rüzgâra yön veremez.

2- kişiler ne kadar sihir bilirse bilsin asla hayvanların dilinden anlayamaz.

3- kişiler ne kadar sihri bilirse bilsin asla ve asla cinleri emrine alamazlar.

Bu en önemli sonuçtur.

Peygamberlerin peygamberliklerini ispat için gösterdiği harikulade şeyler, diğer insanlar tarafından yapılamaz şeylerdir. Zira onu başka bir insan yaparsa o kişi ben de bir peygamberim diyebilir. Bunun için peygamberlerin gösterdiği mucizeler peygamberlik nişanıdır. Kıyamete kadar hiç kimse hazreti Muhammed aleyhisselam gibi ayı

ikiye yaramayacaktır. Hiç kimse hazreti İsa aleyhisselam gibi ölüyü diriltemeyecektir. Hiç kimse hazreti Musaaleyhisselam gibi elini yedi beyza yapamayacaktır ve hiç kimse de hazreti Süleyman gibi cinleri emrine alamayacaktır.

Her kim emrinde cinlerin olduğunu, hüddamı (hizmetçisi) olduğunu ifade ediyorsa muhakkak ki yalan söylüyordur. Aynı zaman da söylediği söz bir peygamberlik iddiasındadır. Biz kurandan cinlerin madde nakli yaptığını taşlar taşıyabildiğini biliyoruz. Buyurun herkim böyle bir yalanı iddia ederse yani cinleri olduğunu ve onlara hükmettiğini söylerse, emretsin cinlerine veya emretmesin ayıp olur belki rica etsin onlarda bankalardan deste deste dolar getirsinler. Bu cinler için çok kolay bir iştir. Ya da yeryüzünün hazinelerini getirsinler.

Ama hikâyede hoca efendi cinlerine emrediyor senin memleketine gidiyor. Sana yapılan muskayı getiriyor vs. beş lira kazanmak için taa başka memleketten muska getirtene kadar Roma ve Bizans döneminin kalıntılarını getirtmesi daha akıl karıdır.

Bakınız bu kişi Süleyman peygamber de cinlere hükmediyordu hüddamları vardı benim de emrimde cinler var, bende aslında bir peygamberim diyebilir ya da o peygamber değil de diyebilir. Velhasıl kıymetli okuyucu hiç kimse cinlere hükmedemez. Bununla ilgili olarak anlatılan filan filan köyde filan adam varmış cinleri tarlasında çalıştırırmış filan hocanın üç tane var gibi hikâyeleri sizin dinininizi yıpratır akidenizi bozar haberiniz olsun

 sad suresi 35.ayette bize Süleyman aleyhisselamın duasından bahseder.

“ Rabbim demişti, beni yarlıga ve bana öyle bir saltanat ver ki benden sonra hiçbir kimse nâil olamasın o saltanata, şüphe yok ki senin vergin, ihsânın, boldur.”

Süleyman peygambere Böyle bir mülk verilmişse dua kabul olunmuştur o halde bu mülk başkasına verilmeyecektir. Hatta hazreti Muhammed aleyhisselam bir hadisinde bu mülkün Süleyman’dan başkasına verilmemesi için dua etmiştir. O

halde; emrinde cin varmış gibi gözüken insanların aslı nedir denilirse cinler o insanların değil o insanların cinlerin emrinde birer hizmetçidir.

Cin suresi 6. Ayette

“ Şu da gerçek ki, insanlardan bazı kimseler, cinlerden bazı kimselere sığınırlardı da, onların taşkınlıklarını arttırırlardı.”

Onları yücelterek onlara sığınan bazı cahil hizmetçileri şeytanlar kullanır onlara bir şeyler fısıldarlar, dış görünüşte hocalar biliyor gibi gözükür aslında kullanılan aciz birer şahsiyettirler.

Onlara bir şey yaptıramazlar ama şeytanlar yapmak istedikleri işi ona emrederler onlarda sanki bizim karşımızda cinlere emrediyor ve onlara yaptırıyormuş havası verilir bu sadece şeytana hizmet etmekten başka bir şey değildir.(tabi cinlerin emrine girmek için günlerce ufak bir odada riyazet yapılır. Hayvansal gıdalardan uzak durulur. Sadakat belirtisi olarak kuranın üzerine pislenilir ve cinlerden azgın bir grup kendisine gelip sende Allah’a isyanda bizim gibi imişsin diye o ki kişiyi emirlerine alırlar. Ona bazı tılsımlar ve vazifeler verirler arapça rakamlar ve sayılar

ve simgelerden oluşan

 aslında telefon numarası gibi bir şeydir.

Kendilerinin hizmetinde olduklarını bildirebilmek ve sihrin tutmasını sağlamak için mesela bir kişiye zarar verecekler adı soyadı baba adı ve tılsımlar yazılır ifrit ona adamlarını salması için sadakatini ispat eder. Bu aralarındaki anlaşma ile alakalıdır. Kimi zaman bu kâğıtlarda iki tarafında mühürlemesi ile gerçekleşen bir akittir. Kişi sadakat belirtisi için kuranı atlayarak okuyacak veya alkollü iken okuyacaktır veya kurban kesecektir veya her ne üzere anlaşmışlar ise sadakatini ortaya kor. Sanki emrediyormuş gibi cümleler söyler. Dışarıdan görenler de onu cinleri var emrediyor derler hâlbuki aciz aşağılık bir kapı kuludur.

"Süleyman’ın hükümranlığı hakkında şeytanların (ve şeytan tıynetli insanların) uydurdukları yalanların ardına düştüler. Oysa Süleyman (büyü yaparak) küfre girmedi

Sihir yapmak ayette açık bir şekilde ifade edildiği üzere küfürdür. Sihir yaptıran ve yapan dinini tehlikeye sokar. Ne yaptığını bilerek yapar ise dinden çıkar.kafir olur.devlet tarafından öldürülmesi gerekir. Zaten şeytan insanoğlu yaptığı

yanlışı anlar ve tövbe eder diye bu kapıyı aralatırken meşru sebeplere sığındırır ki kişi yaptığı kötülüğü anlayamasın. Kadın kocasını içki içmesin diye iyi niyetle, kocası kadının taşkınlıkları bitsin diye, kaynanası gelin oğluma eziyet etmesin diye, diğerinin annesi oğlan diğer kadından uzaklaşsın çoluk çocuk kepaze olmasın diye, diğeri gözüne şirin gözüksün diye haram olan işleri kendilerine meşru görmüşlerdir.bu şeytanın onlar üzerinde bir oyunudur.

Sonuç: Cinler kimsenin emrine girmezler.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner39