banner78

Dünya genelinde etkili olan ve ülkemizde de etkisini gösteren COVID-19 salgını 7’den 70’e herkesin yaşamında değişikliklere yol açmıştır. Salgın, ülkemizde de etkisini göstermeye başladıktan sonra toplumsal, eğitsel, ekonomik alanlarda tedbirler alınmıştır. 20 yaş altı ve 65 yaş üstü vatandaşlarımıza yönelik sokağa çıkma kısıtlaması, toplu bulunulan alanlarda maske bulundurma ve sosyal mesafe kuralı, zorunlu haller dışında evden kalma, tüm eğitim öğretim kademelerinde EBA TV aracılığıyla ve online olarak uzaktan eğitime geçilmesi, LGS ve YKS gibi sınavların tarihlerinin salgının seyrine göre güncellenmesi ve bu sınavlarda yapılacak yeni uygulamalar, birçok fabrikanın üretime ara vermesi, AVM ve Pazar yerlerinin kapatılması, sayıca fazla işçi çalıştıran işletmelerin işçi sayısında azalmaya gitmesi bu tedbirlerden bazılarıdır. Normalleşme sürecine girdiğimiz bu günlerde alınan bu tedbirler esnetilmeye başlanmıştır.

Salgının insanlar üzerinde psikolojik etkileri de olmuştur. Sürekli tedirgin ya da panik olma, kendini güvende hissetmeme, kendini değersiz hissetme, öfke, gerginlik, sinirlilik, huzursuzluk, kendine ya da sevdiklerine yönelik çeşitli endişe, korku ve kaygılar, sürekli üzgün olma, umutsuzluk, çaresizlik, çökkünlük, aşırı umursamazlık, kendini katı ve duygusuz hissetme, her şeyin kontrolden çıktığını düşünme, ne olup bittiğini anlayamama, başkaları tarafından anlaşılmadığını düşünme, dünyayı anlamsız ve boş görme, dikkat eksikliği, dikkatin dağınık olması, karar verme güçlüğü, aklın karışması, sık sık terleme, titreme ve ürperme, vücut kaslarının sürekli gergin olması, uykusuzluk ve uyku sorunları, iştah bozuklukları, baş ve karın ağrısı gibi şikâyetler, bağışıklık sisteminin bozulması, yorgunluk, bitkinlik, tükenmişlik, içe kapanma, kendini toplumdan uzak tutma, ilişkilerde yaşanan çatışmaların artması, günlük aktivitelerden zevk alamama; salgın sürecinin insanlar üzerinde oluşturduğu etkilerin yol açtığı tepkilerdir.

Peki bu tepkileri azaltmak ya da ortadan kaldırmak adına neler yapabiliriz?

1-COVID-19 ile ilgili bilimsel, somut ve gerçekçi bilgiler edinin. Bir salgın hastalık riski altında stres ve kaygınızı sağlıklı bir şekilde yönetmenin en iyi yolu doğ­ru ve gerçekçi bilgi edinmektir. Bu nedenle COVID-19 ile ilgili olarak yetkili kişi, kurum ve kuruluşlar­dan gelen doğru bilgilere göre hareket edin. Kaynağı belli olmayan ya da alanında yetkin olmayan kişi ve kurumlar tarafından sunulan bilgilere itibar etmeyin. Aksi halde çok çeşitli kaynaklardan gelen farklı bilgiler belirsizliğe ve kar­maşaya yol açabilir ve bu durum kaygınızın gereksiz yere artmasına neden olabilir.

2-COVID-19 riskinden korunma yöntemlerini öğrenin ve uygulayın. Bir salgın hastalık riskinden korunma yöntemlerini öğren­mek, uygulamak ve aile üyelerinin de bu sürece katılımını sağlamak kontrol algımızın gelişmesine ve kaygımızın azalmasına yardımcı olur. Dolayısıyla, yetkili kişi ve kurumların COVID-19 riskinden korunma yöntemleri ile ilgili verdikleri bilgileri mutlaka dikkate alın, uyarı ve önerilere titizlikle uyun.

3- Medyayı sağlıklı kullanın. Medya ya da sosyal medya üzerin­den dünyada ve ülkemizde COVID-19 salgını ile ilgili ne olup bitti­ğini öğrenmek istemeniz oldukça doğaldır. Ancak, COVID-19 salgını ile ilgili haberleri aralıksız ve aşırı şekilde takip etmekten, sürekli tekrarlayan görüntüleri ve tartışmaları izlemekten kaçının. COVID-19 sürecine ait görüntü, resim, haber ve tartışmalara gereğinden faz­la odaklanmak, kendinizi olduğundan daha fazla tehlike ya da tehdit altında hissetmenize, panik olmanıza ve stres tepkilerini­zin artmasına neden olabilir. Dolayısıyla, gün içinde ken­dinize belirli zaman aralıkları belirleyin ve COVID-19 ile ilgili haberleri sadece bu zaman aralıklarında takip edin. Gerçekten önemli bir haberi kaçıracağınız konusunda en­dişe yaşıyorsanız, güvendiğiniz birkaç kişiden acil bir ge­lişme olduğunda size haber vermesini isteyin.

4-Sağlığınızı önemseyin. Kendinize bakmayı ihmal etmeyin. Dü­zenli beslenmeye ve sağlıklı yiyecekler tüketmeye özen gösterin. Yeterince dinlenmeye ve uyumaya çalışın. Mümkünse spor yapın. Unutmayın ki, fiziksel sağlık ve ruh sağlığı birbiriyle yakından ilişkilidir. Fiziksel sağlığınıza dikkat etmek ruh sağlığınızı da korur. Bu nedenle, normal zamanda aldığınızdan daha fazla çay, kahve, asitli içe­cekler, şeker ve nikotin tüketmeyin; çünkü bunlar bedeninizde var olan stresi, gerilimi ve kaygıyı artırır.

5-Düşüncelerinizi gözden geçirin. CVID-19 tehdidi gibi zorlu yaşam olayları karşısında bazı insanlar, güvende olmadık­ları, değersiz oldukları, tehlike­lerden korunmalarının mümkün olmadığı ya da dünyanın boş ve anlamsız olduğu gibi gerçekçi ol­mayan çeşitli düşünceler geliştirerek yoğun stres ve kaygı yaşayabil­mektedirler. Özellikle, yaşanan duruma yönelik çeşitli belirsizliklerin bulunduğu ortamlarda bu tür düşünceler ortaya çıkabilmektedir. Dolayısıyla, yoğun stres ya da kaygı yaşadığınızı fark ettiğinizde aklı­nızdan geçenleri gözden geçirerek doğru, gerçekçi ve olumlu şeyler düşünmeye özen gösterin. Örneğin, ben her koşulda değerliyim ve seviliyorum, bu dünyadaki tehlike ve risklerden korunmak için yapa­bileceklerim var, uyarılar ve öneriler doğrultusunda gerekli önlemleri aldığımda kendim ve sevdiklerim için olası riskleri azaltabilirim, ge­rektiğinde yardım isteyebilirim vb.

6-Yaşadığınız duyguların normal ve geçici olduğunu bilin. Salgın hastalık riski nedeniyle herkes gibi zorlu bir dönemden ge­çiyorsunuz. Bu süreçte yaşadıklarınız karşısında stres, endişe, kaygı, panik, depresyon vb. gibi duygusal tepkiler yoğun bir şekilde ortaya çıkabilir. Başlangıçta bu duygular size hiç kaybolmayacakmış gibi ge­lebilir, ama çaba gösterdiğinizde bu duyguların geçeceğini bilmelisi­niz. Unutmayın ki, bu ve benzeri duygular anormal bir olay karşısında birçok insanın yaşayabileceği ortak duygulardır ve yaşanması olduk­ça normaldir. Çevrenizde olup bitenleri anlamak için kendinize zaman verin. Duygularınızı bastırmayın ancak güçlü yanlarınızı da unutma­yın. Geçmişte yaşadığınız zorlu olayların nasıl üstesinden geldiğinizi hatırlayın. Her ne kadar zor şeyler yaşasanız da bunların üstesinden gelebilecek ve çeşitli çözümler bulabilecek güce sahipsiniz.

7-Kendinize zaman ayırın. Zor zamanlarda sakin kalabilmek, ra­hatlayabilmek ya da gevşemek için yapmaktan keyif aldığınız aktivi­teleri gün içine mutlaka yerleştirin. Kitap okumak, müzik dinlemek, sevdiklerinizle sohbet etmek, sevdiğiniz bir yemeği yapmak ve yemek, spor yap­mak, banyo yapmak, hobilerinizle ilgi­lenmek, nefes egzersizleri yapmak gibi çok çeşitli ve sizin için zevkli etkinlikleri bu stresli günlerde özellikle yapmanız, kendinizi daha iyi hissetmenize, olum­suz duygularınızdan uzaklaşmanıza ve sakin kalarak sağlıklı kararlar vermenize yardımcı olacaktır.

8-Aileniz ile birlikte zaman geçirin. Bu süreçte özellikle ai­lenizle ilgilenmek, onlarla birlik­te güzel vakit geçirmek oldukça yararlıdır. Aile üyeleriyle birlikte yemek hazırlamak ve yemek, ev içinde hep beraber çeşitli oyunlar oynamak, zaman zaman eğlen­celi masal, fıkra ve hikâyeler an­latmak, birlikte eğlenceli bir film izlemek ya da sohbet etmek gibi çok çeşitli etkinlikler sayesinde aile birlikteliğinizin verdiği güven ve aidiyet duygusunu pekiştirmek oldukça önemlidir. Bu süreçte kendi­niz için yapabileceğiniz en iyi ve anlamlı şeylerden biri de çocukları­nızla ilgilenmektir. Çocuklarınızı mutlaka dinleyin ve soru sormalarına izin verin. Çocuklarınızın sorularına yaşlarına uygun şekilde anlayabi­lecekleri cevaplar verin. Onları kaygılandırmamaya özen göstererek kendi duygu ve düşüncelerinizi paylaşın.

9-Duygu ve düşüncelerinizi sevdiklerinizle paylaşın. Sevdi­ğiniz, değer verdiğiniz, güvendiğiniz ve birbirinize her zaman destek olduğunuz kişilerle düzenli olarak iletişim kurun. Alınan sağlık önlem­leri çerçevesinde yüz yüze görüşme imkânı bulamasanız da telefon, e-posta, sosyal medya ya da internet üzerinden arkadaşlarınızla, ya­kınlarınızla ya da akrabalarınızla iletişim kurmaya devam edin. Onlarla edindiğiniz doğru ve güvenilir sağlık bilgileri ve korunma yöntemleri hakkında konuşun. İçinizden gelmese bile yaşadıklarınızı, duygu ve düşüncelerinizi mutlaka paylaşın. Hatta salgın konusu dışında keyifli şeylerden de bahsedin. Bu süreçte zaman zaman yalnız kalmak iste­meniz oldukça normaldir, ancak kendinizi sevdiklerinizden uzaklaştırıp izole etmeyin. Sevdiklerinizle iletişim kurmak, duygu ve düşüncelerinizi paylaşmak, keyifli sohbetler yapmak yaşadığınız olumsuz duyguların azalmasına ve olup biteni daha iyi anlamanıza yardımcı olur.

10-Toplumsal dayanışmayı pekiştirin. Şunu unutmayın ki, kendi­nizi ve sevdiklerinizi olası risklerden korumak için alacağınız gerçekçi her önlem aynı zamanda toplumun diğer üyelerini de korumanızı sağ­lar. Alışverişlerimizi yaparken toplumun diğer üyelerini de göz önünde bulundurmak, temizlik kurallarına uymak, gerekmedikçe sokağa çık­mamak, çevremizdeki ihtiyaç sahiplerine yardım etmek vb. gibi çeşitli olumlu ve özgeci davranışlar ile kendimize, ailemize ve topluma katkı sağlayabilir, birliktelik ve aidiyet duygularımızı pekiştirebiliriz. Bu sa­yede kontrol algımız gelişir, sosyal destek artar, toplumsal bağlarımız kuvvetlenir ve yaşadığımız stres ve kaygının olumsuz etkileri azalır.

11. Uzmana başvurun. COVID-19 riski sürecinde, buradaki öne­rileri uygulamanıza rağmen, yaşadığınız stres ve kaygının etkileri ar­tarak devam ediyorsa ve günlük yaşamınızı büyük oranda olumsuz etkiliyorsa ya da yaşadığınız stres tepkileri ile başa çıkamadığınızı dü­şünüyorsanız lütfen bir uzmana başvurun.

Peki bu önerilerle birlikte çocuklarımızın da bu süreci sağlıklı bir şekilde atlatması adına neler yapabiliriz?

1-Dinleyin. Çocuklarınız için yapabileceğiniz en iyi ve anlamlı şeyler­den biri onları dinlemektir. Çünkü çocuklar, genellikle, onları endişe­lendiren ve strese neden olan şeyler hakkında konuşmak isterler. Ço­cuğunuzu dinleyin ve görüşlerine saygı gösterin. Çocuklarla karşılıklı konuşmak ve sohbet etmek, onların yaşadıkları bu zorlu süreci atlat­maları için en sağlıklı ve doğal yoldur. Şunu unutmayın ki, çocuklarınız yaşananların farkında ve tüm olup bitenleri gözlemliyorlar. Bu neden­le, yaşananlar hakkında konuşmamak, çocuklarınızın yanlış bilgi edin­melerine ve yoğun kaygı yaşamalarına neden olabilir. Okul çağındaki çocuklarınıza “arkadaşların koronavirüs hakkında konuşuyorlar mı?”, “arkadaşların koronavirüs hakkında neler söylüyor?” ya da “bu konuda sen neler düşünüyorsun?” gibi sorular sorabilirsiniz. Küçük yaştaki ço­cuklara ise “Şu sıralar insanlar neden maske takıyorlar biliyor musun?’’ şeklinde somut ve ürkütücü olmayan sorular sorabilirsiniz. Bu sayede çocuklarınızın neler duyduklarını ya da bildiklerini öğrenebilir ve edin­dikleri yanlış bilgileri düzeltme imkanı bulabilirsiniz.

2-İzin verin. Bazı çocuklar sohbet ederken merak ettikleri her şeyi sorabilirler. Bu noktada, çocukların sorularına gerçeğe uygun, somut, içten ve kısa cevaplar vermeye çalışın. Yine, verdiğiniz cevapların ço­cukların yaşına uygun olduğuna dikkat edin. Çocuğunuzun sorduğu soruların dışına çıkarak çok detaylı cevaplar vermemeye özen gös­terin. Yine, çocukların sormadıkları sorular üzerine (gerekmedikçe) açıklama yapmayın. Cevabını bilmediğiniz sorularla karşılaşırsanız, panik olmayın ve bilmiyorum diyerek geçiştirmek yerine bu sorula­rın cevabını en kısa sürede öğrenerek ona açıklayacağınızı söyleyin. Bu sayede hem yeni bir şeyler öğrenmek için fırsat yakalamış olur­sunuz hem çocuğunuza istediği zaman size gelebileceğine dair gü­ven verirsiniz ve hem de yeni bilgileri çocuğunuzu ürkütmeden nasıl anlatabileceğinizi düşünmek için zaman kazanırsınız. Diğer yandan, bazı çocuklar pek soru sormazlar ya da konuyla ilgilenmezler. Bu tür durumlarda çocuklarınızı soru sormaları için asla zorlamayın, sadece merak ettikleri bir şey olduğunda istedikleri zaman size sorabilecek­lerini söyleyin.

3-Normalleştirin. Çocuklarınızın stres, kaygı ve kor­ku gibi yaşadıkları duyguları size anlatmalarına izin verin. Ancak, onları özellikle koronavirüs hakkında ko­nuşmak için zorlamayın. Sadece dinleyin ve anlayış gösterin. Bu süreçte özellikle çocukların stres, kaygı ve korku yaşamaları oldukça normaldir. Çünkü çocuk­lar da hasta olup olmayacakları ya da hasta olurlarsa başlarına ne geleceği konusunda belirsizlik ve endişe yaşayabilirler. Bu noktada çocukların yetişkinlere göre daha az hastalandıklarını ya da hastalığı daha hızlı atlatabildiklerini söyleyin. Uygun bir zamanda, koronavirüs riski altında yaşanan stres, kaygı, korku ya da üzüntü gibi duyguların normal olduğunu anlatın. Onlara üzgün ya da stresli hissetmenin ya da korkmanın yanlış olma­dığını söyleyin. Bu stresli dönemin ve yaşadıkları duyguların geçici olduğunu, yaşamın bir süre sonra normale döneceğini belirtin. Koro­navirüs ile ilgili haberler ya da çevrenizde olup bitenler hakkında ço­cuğunuzla sakin bir ses tonuyla konuşun ve aşırı kaygılı ya da üzgün görünmemeye dikkat edin. Unutmayın ki çocuklar çok iyi gözlemci­dirler ve sizin endişeli olup olmadığınızı kolayca anlarlar. Yine, kendi­lerini üzen ya da endişelendiren bir şey olduğunda her zaman sizinle konuşabileceklerini onlara hatırlatın.

4-Güven verin. Gerçekçi bir şekilde güvende olduklarına dair ço­cuklarınıza moral verin. Çocukların bu konudaki şüphe ve endişelerini giderin. Hem sizin hem de diğer yetişkinlerin meydana gelebilecek olası tehlike ve risklerden onları korumak için gerekli önlemleri aldı­ğınızı ve bundan sonra da almaya devam edeceğinizi hatırlatın. Bu noktada, insanları sağlıklı ve güvende tutmak için neler yapıldığından kısaca söz edin. Örneğin küçük yaştaki çocuklara doktor, hemşire ve hastanele­rin hastalanan insanları iyileştirmek için hazır olduklarını belirtin. Daha büyük yaş­takilere, bilim insanlarının aşı ve tedavi geliştirmek için çok sıkı çalıştıklarını ifade edin. Yine, koronovirüsten korunmak için alınan diğer önlemlerden kısa, öz ve somut olacak şe­kilde bahsedin. Bu noktada, çocuklara alabilecekleri kişisel önlem­lerden de söz edin. Bu sayede, çocukların her şeyin kontrol altında olduğuna yönelik algıları güçlenir ve yapabilecekleri olumlu kişisel davranışlara odaklanırlar.

5-Rahatlatın. Çocuklar, değerli olduklarını ve korunduklarını hissetmek için sizin yardımını­za ihtiyaç duyarlar. Her zamankinden biraz daha fazla ilgi, yakınlık ve şefkat göstererek çocukların psikolojik sağlamlıklarının artmasına büyük katkı sağlayabilirsiniz. Çocuğunuza samimi bir şekilde onu sevdiğinizi söyleyin. Sevildiklerini ve değer verildiklerini hissettiklerinde çocuklar daha mutlu ve umutlu olurlar, kendilerine olan güvenleri artar.

6-Koruyun. Çocuklar belirsizlikten, ani değişimlerden ya da günlük düzenlerinin sürekli değişmesinden pek hoşlanmazlar. Dolayısıyla, çocukların günlük aktivitelerini korumak çok önemlidir. Bu nedenle çocuklarınızın yemek, oyun ya da uyku saatlerinin değişmemesine mümkün olduğunca özen gösterin. Okul çağındaki çocukların “Eği­tim Bilişim Ağı (EBA)” üzerinden öğrenimle­rine devam etmelerini sağlayın. Yine, tele­fon, e-posta, sosyal medya ya da internet üzerinden çocuklarınızın arkadaşlarıyla, yakınlarınızda ya da akrabalarınızla iletişim kurmalarına yardımcı olun. Diğer yandan, çocuklarınızın televizyon, sosyal medya ya da internet üzerinden sürekli olarak korona­virüs ile ilgili haber ya da tartışma ortamları­na girmelerine izin vermeyin.

7-Birlikte vakit geçirin. Çocukların psikolojik sağlamlıklarının korunması için onlarla birlikte hoşça vakit geçirecek ak­tiviteler yapmak önemli ve gereklidir. Bu süreçte özellikle çocuklarınızla ilgilen­mek, onlarla birlikte güzel vakit geçirmek yararlıdır. Çocuklarla birlikte yemek hazır­lamak ve yemek, ev içinde hep beraber çeşitli oyunlar oynamak, resim yapmak, şarkı söylemek, zaman zaman eğlenceli masal, fıkra ve hikâyeler anlatmak, birlikte eğlenceli bir film izlemek ya da sohbet etmek gibi çok çeşitli etkinlikler sayesinde aile birlik­teliğinizin verdiği güven ve aidiyet duygusunu pekiştirmek önemlidir.

8-Sorumluluk verin. Çocukların size ve çevrenizdekilere gönüllü olarak yardım etmelerine izin verin. Özellikle çocukların “her şey kont­rol altında” algısının zarar görmemesi için sizin gözetiminizde yaşlarına ve gelişimlerine uygun bazı işlerde size yardımcı olmaları çok önem­lidir. Ancak, çocuğunuzun sağlığını ya da güvenliğini riske atacak iş­lerde yer almamasına özen gösterin. Unutmayın ki çocuklar, kendi sağlıklarını koruyup başkalarına yardım ederek koronavirüs riski gibi zorlu yaşam olayları ile daha iyi baş edebilirler. Ev içinde bazı işlerde ebeveynlere yardım etmek, zaman zaman kardeşleriyle ilgilenmek, kendi kişisel bakımlarını gerçekleştirmek, yaşlılara yardımcı olmak ya da yardım faaliyetlerine sizin rehber­liğinizde birlikte katılmak gibi çeşitli destek faaliyetlerine katılabilirler. Bu süreçte, çocuklarınızın dikkatli ve düşünceli davranma, çaba, kararlılık ve fedakarlık gösterme gibi olumlu davranışlarını gördükçe, onları takdir ettiğinizi mutlaka belirtin.

9-Model olun. Yetişkinler olarak çocuklarınıza çok çeşitli konu­larda rol model olabilirsiniz. Kişisel öz-bakımınıza dikkat ederek, dü­zenli beslenmeye ve uyumaya özen göstererek, günlük rutin işlerinizi devam ettirerek, yetkililerden gelen koronavirüsten korunma ile ilgili uyarıları dikkate alarak, çocuklarınızın önünde yaşadığınız kaygıyı sü­rekli konuşmayarak ya da aşırı düzeyde haber takip etmeyerek, bu süreçte ne yapmaları ya da nasıl davranmaları gerektiği konusunda çocuklarınıza örnek olun. Sizin bu zorlu yaşam olayıyla başarılı bir şe­kilde baş ettiğinizi görmek çocuklarınıza umut verir ve moral aşılar.

10-Uzmana başvurun. COVID-19 riski sürecinde, buradaki öne­rileri uygulamanıza rağmen, çocuğunuz aşırı panik olma, ağlama nöbetleri, sürekli uyku sorunları ya da yoğun davranış sorunları gibi tepkiler gösteriyorsa, lütfen bir uzmana başvurun.

Salgında yılgın olmayın. Günlük faaliyetlerinizi kendinizin ve çocuklarınızın sağlığını göz önünde bulundurarak ve tedbirlere uyarak devam ettirin.

Salgında dalgın olmayın. Sürekli bu süreci düşünerek zihninizi bulandırmayın. Unutmayın ki bu süreç gelip geçici.

Salgında dargın olmayın. Hayata küsmeyin. Mümkün olduğunca yaptığınız her şeyden zevk almaya çalışın.

Havaların ısınması ve normalleşme sürecinden dolayı rehavete kapılmayın. Zorunlu olmadıkça dışarı çıkmayın. Evde kalın, hayatta kalın.

Yazımın sonunda bir de teşekkür etmek istiyorum:

10-16 Engelliler Haftası münasebetiyle Nevşehir merkezde ikamet eden özel gereksinimli çocuğu olan ihtiyaç sahibi ailelere; başta ‘’DAYANIŞMA HER ENGELİ AŞAR.’’ sloganıyla yardımda bulunan Nevşehir Rehberlik ve Araştırma Merkezi Müdürlüğü idarecileri ile öğretmenlerine ve destekte bulunan diğer herkese teşekkür ederim.

Alper KAMA

Psikolojik Danışman/Rehberlik Öğretmeni

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner39