banner78

Obsesif – Vesvese – Takıntı – Kuruntu | Fikret Şanlıbaba’nın Kaleminden

banner93
07 Aralık 2020 Pazartesi 02:26
Obsesif – Vesvese – Takıntı – Kuruntu | Fikret Şanlıbaba’nın Kaleminden
banner53

Bu hastalık, etrafımızdaki birçok insanda farklı boyutlarda ortaya çıkan bir psikolojik rahatsızlık çeşididir. Genel hatları ile bakıldığında psikolojide karşılığı obsesif davranış bozukluğudur. Dini literatürde vesvese halk arasında da takıntı veya kuruntu diye isimlendirilen bir hastalıktır.

Bu hastalık düzenci ve mükemmeliyetçi insanları şeytanın alt ettiği bir oyundur.

NE TÜR İNSANLARDA GÖRÜLÜR?

İçinde bulunduğu koşulları kendi denetiminde tutmaya çalışan, inatçılık boyutunda ısrarlı davranışları ve kuralcı yapıları olan insanlarda daha sık görülmektedir. Şeytanın o kişiye kurmuş olduğu düzeni bozacağına ait bir duygu vermesiyle o kişide bozulacak iş karşısında takıntı oluşturmasıdır.

Takıntılı insanların başlıca savunma mekanizmaları ya kendini izoleye alma ya da yansıtmadır. Dış görünüşleri itibari ile çalışkan, gayretli ve beceriklidirler. Ama aynı zamanda dışarıdan bakıldığında onlar inatçı, cimri ve hükmedici olarak görülebilir. Bunun yanında kibar ve resmidirler.

DÜZENİ OLAN KİŞİNİN DÜZENİNİN BOZULACAĞI YERDE TAKINTI BAŞLAR

Örneklerle gidelim meselemiz anlaşılsın:

Bir marketiniz var ve bu market sayesinde evinizi, arabanızı aldınız ve rahat bir hayat sürüyorsunuz. Markete bir şey olması yıllardır kurduğunuz bütün düzeninizi bozacaktır. O halde markete bir şey olmaması için önlem almak gerekir. Kamera taktırılır, kasko yaptırılır, çıkarken kapıları kilitledik mi? diye bakılır. Zafiyetinizi öğrenen şeytan düzeni bozacak konuda sessizce vısıldar vesvese vısıldamaktır. Türkçesi fısıldamaktır. Ya dükkânına hırsız girerse ya kapı tam kilitlenmemiş ise der. Adam dükkândan yeni eve gelmiştir ama fısıldama can alıcı noktadadır. Evinden kalkar tekrar markete gelir tekrar kilidi kontrol eder dışarıdan da binaya bir bakar genel gidişatta bir sorun var mı diye. Artık şeytanın yeni bir oyuncağı vardır oturduğu yerden sırıtarak sadece ufak ufak fısıldar ve güler. Ya çatı kapısı açık ise veya üst pencere açıksa ya birisi oradan girerse ve kapıyı açarsa…

Ailesini kollayıp gözeten bir hanımefendiye birisi gelir de sen nasıl kadınsın şu pis haline bak der ise hanımın hanımlığı ile ilgili kurduğu düzen hakkında bir cümle söylemiş olur. Kadın evin pis kalmasından dolayı diğer işlerine ve düzenine zarar vereceğini hissettiğinde artık iş işten geçmiştir elinde çamaşır suyu ile bütün evi dolaşır.

ALLAH’TAN HIRSIZ EVE GİRDİĞİNDE MUTFAK TEMİZDİ

Birkaç sene önce bir arkadaşın evine hırsız girmişti geçmiş olsun ziyaretine gittiğimde ben bir zayiat var mı diye soruyordum ablam ise Allah’tan hırsız eve girdiğinde mutfak temizdi diye cevap veriyordu. Yani hırsızın “Aaa! Bu nasıl ev sahibi ev de çok dağınık böyle kadın mı olur?” deyip kınamasından korkuyordu. Belki de etrafta hiç sorma kardeş geçen bir eve girdim daha ortada yıkanmamış bulaşık vardı elde ne hanımlar var Allah muhafaza diye düşünmüş de olabilir. Ablam çalınan mala değil hırsızın evine girdiğindeki evin düzenine ve hırsıza bile mahcup olmamaya önem veriyordu. Bu zaaf duyguları artık kadında bir kapı açıyor ve en zayıf noktasından yakalanıyor.

TAKINTILI İNSANLARIN ORTALAMA KARAKTERİSTİK ÖZELLİKLERİ

Takıntı hastalığına yakalanmış insanlar dengeli insanlar gibi gözükürler ama iç dünyalarında ciddi çatışmalar vardır. İçlerinden gelen dürtülere sınır koyamamaktadırlar. Şeytan ise bu inançlı insanları elinde fırıl fırıl oynatır.

Duygusal tepkilerden biraz uzak dururlar bu yalıtım sayesinde böylece başkaları tarafından kabul görmeyecek tepkilerden uzak kalmış olurlar.

Üst otoriteye saygı duyup gücün yanında olurlar alt kesimden de beklentileri yüksek olur.

Kişisel mahremlerinin olmasına itina gösterirler.

Duygusal değeri olan nesneleri elden çıkaramazlar.

Ulaşabileceğinin çok altında bir yaşam yaşarlar cimridirler.

Bu davranışlar içinde bulunduğu takıntı sürecinin kendiliğinden getirdiği daha doğrusu o pozisyonu korumak için olması gereken bu hastalardaki genel davranışlardır.

KURUNTU ŞEYTANDANDIR

Şeytan insanoğluna çeşitli yollardan saldıracağını ifade etti.

‘’Onların önlerinden, arkalarından, sağlarından ve sollarından onlara sokulacağım onların çoklarını sana şükredenlerden bulamayacaksın …’’ Araf Suresi 17. Ayet

Şeytan İnsanoğlunu boş kuruntular ile aldatacaktır. Kafaya bir şey taktıracak ve her daim o kumanda ile yönetecektir. Bu şeytanın tuzaklarından bir tuzaktır. İslam’ın asıl necaset dediği şeylere gereken ihtimamı göstermeyen Müslüman kardeşim (idrar damlalarından corona virüsten sakınır gibi sakınması gerektiği halde) lavabodan ihtimamsız çıkıp ama tozu bir necaset zannedip ömrünü tozdan korunma çabasına sokacaktır. Acaba gelen misafirin elbisesinde toz var mı? Duvarları da domestos ile silsem mi? lavaboyu sabah ciflemiştim akşam oldu bir daha mı ciflesem. Tanıdığını söylediği halde ne yazık ki şeytanın kuklası olmuştur.

ABDEST VE NAMAZ VESVESESİ

Şeytan abdest alan kişiye tam abdest aldıktan sonra abdestin bozuldu damla damladı veya karnın guruldadı gaz çıkardın gibi vesveseler verir. Bu vesveseler şayet iç çamaşırında bir damlama emaresi yok ise veya gaz çıkardın diye vesvese olduğunda bir koku gelmiyor ise, kişi bunun vesvese olmaya başladığını görürse yapacağı şey namazına durmaktır birkaç kez namaz kılınca bu abdestli de abdestsiz de namaz kılıyor deyip o yaklaşımı bırakır hâlbuki kişi abdestlidir. Vesveseler önemsenmediğinde daha çabuk unutulur.

TEDAVİ METODU

Psikolojik hastalıklarda kişi hastalığının ne olduğunu ve nasıl başladığını bilmelidir. Hastalığını bilmek aslında yarı yarıya meselesinde şifa bulması demektir. O halde takıntılı insanlar bu takıntının hayatlarındaki hangi düzenlerini bozduğuna bakarak o harekete neden takıntılı olduklarına bir bakmalıdırlar. Bunu iyi tahlil etmek demek anlayış olarak hastalığı membaından kesmek demektir.

Şeytan mümin olan kişinin bu takıntısından dolayı bu hareketlerini Allah’a yakınlaşmak için vesile edinmesinden asla hoşlanmaz. Her ne zaman takıntısı başlayan insan bu takıntısı ile tesbihata başlar ise bakar ki şeytan ne zaman vesvese versem Allah’ı anmaya başlıyor vesveseyi kendisi için bir averaja çeviriyor daha da muttaki olmaya başladı, en iyisi bu kanattan yaklaşmayı bırakayım der. Unutmayınız, Hz. Âdem ve Hz. Havva aleyhisselamı cennetten kovduran şeytan onlara dost ve arkadaşlık yolu ile yanaşmıştı.

Bu konuda sahih rivayetlerde gelen peygamber efendimizin vesvese sahibi insanlar için önerdiği tesbihat ise: ”amentü billahi ve bi-rasulihi” (Allah’a ve Resulüne iman ettim) dir. Vesvesesi artan kişi her vesvese geldiğinde bu tesbihatı yapmalı ve şeytana çok yorulma ben “Allah’a ve resulüne iman ettim” cümlesini söylemelidir bir sayısı yoktur süreç devam ettikçe tesbihat etmelidir. Ya şeytan vazgeçecek ya da siz takıntılı bir insan kalacaksınız.

O halde; hastalığı oluşturan düzen bozucu kaygılar güzel bir şekilde tespit edilecek, hastalığın oluşturduğu süreç anlamlandırılacak ve bu hastalık Allah’a yakınlaşmak için tesbihat yolu ile bir avantaja çevrilecek... Şifaya vesile olsun inşaallah.

Son Güncelleme: 07.12.2020 03:00
Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner39